Türkiye’de Tarım Nereye Gidiyor?

tarimdanismanlariSon günlerde belki de en çok duyduğumuz sorulardan birisi.Türkiye’de tarım nereye gidiyor? GDO tartışmaları bir yandan sürerken,bir yandan da yurt dışına yolladığımız tarım ürünleri bazı nedenler dolayı geri gönderiliyor.Bunlara neden olan etmenler nelerdir?

Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki Türkiye’de maalesef bilinçli çiftçi sayısı çok az.Sadece günü kurtarmak adına yapılan yanlış hamlelerden dolayı aslında ne kadar zor günler geçireceğimizi göz ardı ediyorlar.Bunlardan bir kaçını inceleyelim isterseniz.Bunlardan ilki ve en önemlisi yanlış zirai ilaçların kullanılması.Aslında her ilacın üstünde etken maddeleri,zararları,etki süresi ve en önemlisi de hangi bitkilere uygulanacağı çok güzel bir şekilde yazıyor.Ama bizler bunları her zaman ikinci plana atıyoruz.Kendi tarlamızı,seramızı kurtarmak adına etki süresine bakmadan ilaçlama yapıyoruz.Peki bunun sonunda neler mi oluyor?

Rusya örneğinde de  olduğu gibi,domateslerimizin üzerinde etken maddesine rastlanıyor.Bu da domateslerimizin ya sınırda bekletilmesine ya ihracatının durdurulmasına ya da hepsinin geri gönderilmesine neden oluyor.

Bunun Türkiye üzerindeki etkilerine göz gezdirelim isterseniz.Antalya’da çiftçilerimiz domatesleri satılmadığı için kamyonlarca dolusu domatesi yollara döküyor.Bin bir umut ve emekle ekimi yapılan domates tarlaları işçi masraflarının karşılanamamasından dolayı  toplanamıyor ve meyveler çürüyüp gidiyor.Şimdi size çok basit bir soru sormak istiyorum.Siz herhangi bir markete gittiniz ve bir çikolata aldınız.Son kullanma tarihinin geçtiğini veya herhangi bir nedenden bozuk olduğunu anladınız.O marketten o çikolatayı tekrar almak ister misiniz? Ben almak istemem bile bile kendi sağlığımla oynamam.Belki ihracat yaptığımız ülkelerin genel tavrı da budur.

Sadece domatese takıldım kaldım.Sanırım bende epey yer etmiş Rusya’nın Türkiye üzerindeki politikaları.Peki diğer tarım ürünlerimiz ne alemde? Türkiye tarım ülkesi ,Türkiye tarımda ileri seviyelere gelecek diye diye belki de bu güne kadar kendimizi kandırdık.Hala ne olduğunu bilmediğimiz tohumları,buğday,mısır gibi gıda ürünlerini yurt dışından almak zorunda kalıyoruz.Çünkü bu ülkenin tarımı kendine yetmiyor.

Eee bu kadar olumsuzluk varken hiç mi olumlu adım atılmadı bu ülkede dediğinizi duyar gibiyim.Elbette atıldı atılmaya da devam ediyor.Organik tarıma genel anlamda bir yöneliş var.Çünkü herkes gibi bizim milletimiz de yapaylıktan bıkmış durumda.Dışı kıpkırmızı olan bir domatesin içinin hala yeşil olduğunu görmekten bıkmış durumda.Evine aldığı salatalığın günden güne büyüdüğünü görmekten bıkmış durumda.

Organik tarıma yöneliş var ama organik tarımla elde edilen ürünlerimizin iç pazara girişi,satılması bir hayli zor.Çünkü organik  tarımla elde edilen tarım ürünlerinin fiyatları diğerlerine nazaran çok daha yüksek.Ülkemizin de içinde bulunduğu ekonomik durum göz önüne alınırsa normal vatandaş yine ne koşullarda üretildiğini bilmediği ürünleri yemek zorunda kalacak.

Aslında söyleyecek,tartışacak o kadar çok şey var ki hangi birini buraya yazacağımı bilemiyorum.Biz ziraat mühendislerine hep söylenen şey şu: “Gelecekte önünüz çok açık.Çünkü gelecekte ister istemez herkes organik tarıma yani doğal olana dönecek.” Bunu elbette can-ı gönülden isteyenlerden birisi de benim.Benim tek temennim gelecekte sadece biz ziraat mühendislerinin -ki şimdilik sadece adayım- değil ülkemizin ve ülke tarımının da önünün açık olması.

Sürekli olarak Avrupa ülkeleri bize örnek gösteriliyor.Size son sorum da şu olacak: “Avrupa’nın bizden fazlası ne? Bu güne kadar istedikten sonra her alanda başarılı olabileceğimizi defalarca göstermedik mi onlara?”

Saygılarımla ve umutlarımın sönmemesi dileklerimle …

Hakan YAZAR

You may also like...

4 Responses

  1. admin dedi ki:

    Eline sağlık Hakancığım, güzel noktalara değinmişsin..

    Geleceğe umutla bakabilmek biraz da bizlerin elinde. Eğer biz çok çalışır ve çabalarsak yanlış olanları düzelmek, doğru olanları geliştirmek adına birşeyler yaparsak çok değil belki de 10 yıl içinde bir çok şeyi değiştirebiliriz..

    Örneğin ziraat öğrencilerinin okul dışı zamanlarında da böyle bir web sitesi ile ilgilenerek, ziraatle ile ilgili bilgilenmesini sağlamak bence güzel bir adım.. Böyle bir oluşumla Türkiye’nin dört bir noktasında bilinçli ve bilgili öğrencilerin yetişebilmesine de olanak sağlanabilir. Herkes birşeyler okur, öğrenir ve paylaşırsa geleceğe de umutla bakmak daha kolay olur..

    Bekir Sıddık KOÇ

  2. ess dedi ki:

    evet gerçekten çok önemli noktalara değinmişsiniz.Emeğinize sağlık. bende umarım ki doğru olanı geliştirmek adına önümüz hep açık olur,umarım umutlarımız körelmez köreltilmez…

  3. bak sen dedi ki:

    Tmm güzel ama siz ziraat mühendisleri de para kazanmak için;
    seracı ‘ ya veriyorusunuz pestisiti şahsen seracıyım az çok anlarım ve adam bana fungus hastalığı için fungusitin yanında mikro besin elementi veriyor mühenfis para derdinde çiftci kurtarma vatandaşta doğal olarak ucuz sebze yeme peşinde
    Mesala antalyada ve İllerinde sera zararlıları ve korunma yolları diye bir sempozyum felan olsa ayda haklısında her çiftcide bunları nerden anlasın patetesleme yi (nematod) bir canılının yaptığını eminim ki ; %95 oranında seracıları bilmiyorlar. . .

  4. Hasan Ali Aksoy dedi ki:

    SELAM Arkadaşlar konuyu bilinçsiz ciftciye yüklemek cok kolay. asıl konu biliçsiz ziraatcıdan kaynaklanıyor bence
    kendini bayi zanneden gözünü para hırsı kaplamış veya gerçekten tecrübesiz teknik elamanlardır bu işin sorumluları.lütfen olaya bu açıdan bakın birde.saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.