Hıyarın İntikamı

Yaratıcımız bizleri en güzel bir şekilde yarattı ve ona gerektiği gibi kulluk etmemiz için bizlere güzel bir ortam hazırladı. Gökleri, yeri ve bunların içerisindekileri bir denge üzerine yarattı. Bizlere bu nimetlerden  güzel bir şekilde istifade etmemizi, fakat bunların dengesini bozmamamızı emretti. Kendimizi yaratılan ve sorumluluk sahibi bir kul olarak bildiğimiz müddetçe, bu emaneti yeni nesillerimize güzel bir şekilde aktarırız. Aksi halde, kendimizi firavun gibi yaratıcı yerine koyarsak, ellerimizle yapıp ettiklerimiz  hem şimdimizi hem de geleceğimizi etkileyen, kara bulut gibi bizleri takip eden bir suç olmaktan öteye gidemez.

 

Hepimiz, açgözlülük ve bitecek kaygısı ile, yaratılanın kimyasını değiştirme hevesi içerisinde  olanlara bir dur demeliyiz. Üzerimizdeki rehavet ve kaygısızlık büyük bir felaketin başlangıcı olabilir. Yüce yaratıcı, hayat kitabımızda bizi nasıl uyarıyor kulak verelim;

 

“İnsanların elleri ile yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Neticede (Allah), yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarından bir kısmını (dünyada) kendilerine tattıracaktır; umulur ki( yol yakınken) dönerler.”(Rûm, 41)

Genetiği değiştirilmiş ürünler, tarımda bir devrim gibi insanlığa sunulurken, korkunç yan etkilerini şimdiden görmeye başladık. Yeşil Devrimin toprağımızı, çevremizi ve insanlığı nasıl kötü etkilediğinin şahidi olmuşken, yapılan bir hata, daha korkunç bir hata ile kapatılmaya çalışılıyor. Neymiş efendim biz, daha verimli bir ürün elde etmek adına tohumun genetiğine müdahale edip, bitkiyi kuraklığa, çevre şartlarına daha dayanıklı bir ürün haline getirmek adına onun yaratılış gayesi dışına çıkıp, tabiri caizse yeni bir ürün yaratmalıyız. İşte, tam bu noktada yaratıcının alanına girip, bizim için muhteşem şekilde kodlanmış bir tohumu bozup, yeniden inşa etme çalışmaları…

 

Yol haritamızı belirleyen, hayat kitabımızda yaratıcımız  şöyle bildiriyor;

“ ki Allah onu lanetlemiş, o da şöyle demişti: “Senin kullarından payıma düşeni mutlaka alacağım! Onları saptıracağım ve kuruntularla oyalayacağım: zira ben onlara emredeceğim, onlar da develerin kulaklarını kesecekler; yine onlara emredeceğim, onlar Allah ‘ın yaratışını değiştirecekler! “ Fakat Allah’ı bırakıp şeytanı kendilerine rehber edinenler, apaçık bir ziyana uğramış olurlar. ( Nisa 118-119 )

 

Almanya’da  görülen öldürücü  E-Koli salgının arka planında GDO olduğunu biliyor musunuz!..

 

Almanya’da başlayan E-Coli salgınında ölü sayısı 22’ye ulaştı. CTV News’ün haberine göre, salgının kaynağının soya filizleri olabileceği bildirildi. Alman Tarım Bakanı Gert Hahne, “Salgının muhtemel nedenin soya filizleri olduğu belirlendi” dedi.

Avrupa’nın modern tarihindeki en ölümcül E-Koli salgını, Mayıs ayının başından beri 22 kişinin ölümüne neden oldu. Almanya’da 2 bine yakın kişinin salgından etkilendiği bildirildi. Bunların en az 520’sinin böbrek yetmezliği ile hayati tehlikede olduğu açıklandı.

E-Koli, insan bağırsaklarında yaşayan genel olarak faydalı bir bakteri türü. Ancak genetiği mutasyon geçirmiş bakteriye maruz kalmak hastalıklara yol açabiliyor. Gıdalarının genetiği değiştirilmesi işlevi sırasında E-Coli bakterisi, değiştirilmiş DNA’nın klonlanması için kullanılıyor. Daha sonra bu üretilmiş DNA’lar bitki hücrelerine naklediliyor. E-Coli bakterisi doğal süreçte istenilen DNA’yı üretebildiği için tercih ediliyor.

Genetiği değiştirilmiş gıdalar yenmesi durumunda buradaki DNA, sindirim yollarındaki E-Coli bakterilerini mutasyona uğratarak hastalığa neden olabilir.

Conservative Critics bloguna göre, benzer bir olay 2 yıl önce Merkez California’da meydana geldi. Genetiği değiştirilmiş gıdalar yiyen yüzlerce kişi aynı şekilde E-Coli’den rahatsızlandı. Ancak GDO endüstrisini koruma amacıyla Salinas Vadi’si olayı örtbas edildi. Salgının bulunduğu yerden uzak bir bölgedeki hayvan dışkılarının günah keçisi ilan edildi.

600’dan fazla kişiye bulaşan salgın, Amerika Birleşik Devletleri’ne de sıçradı.

Yetkililer, kısa süre önce Almanya’ya seyahat eden iki kişide bakteri görüldüğünü açıkladı.

Zamanla en ölümcül salgına dönüşmesinden korkuluyor!..

Bütün bu yaşananlardan sonra ülkemize bakıyorum.   Hangimiz yediğimiz yiyeceğin menşeini merak ediyor. Lezzet ve hazzın kölesi  olmuş bir haldeyiz.  İnsanlarımız  Yiyeceklerini seçerken ne derecede bilinçlendiriliyor? Yiyeceklerimizin güvenliği konusundan ne kadar eminiz? Siyasilerimiz  tarımda GDO ve tohum konusunda bizlere neler vaat ediyor?

Yaklaşan seçimlerde, bizleri yönetmeye talip olan yöneticilerimizden tarım konusunda ciddi adımlar atmalarını istiyoruz. Bu, artık bir ülke meselesinden çok küresel bir ölüm kalım savaşıdır. Ülkemizde ziraatı artık gerçek anlamda ziraatçılar yapsın.

Açlık korkusu ile çocuklarını ve geleceğini öldürmekten korkmayan bir ideolojinin yerine, yaratılışa müdahale edilmeyen gerçek bir hayat tarzı istiyoruz.

GDO bizim için bir fırsat değil, küresel bir tuzaktır. Bu ülkede, GDO dan uzak kalmak isteyenlere açık bir şekilde kapı aralanmalı. İsteyen de istemeyen de bu tür gıdaları yemek zorunda kalmamalı.

Bizi yönetecek kişiler, şunu bilmeli ki, bu hem bir kulluk vebali hem de bir hizmet vebalidir…

Seçilecek meclisin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, geleceğe dosdoğru adımlar atılmasını temenni ediyorum.

 

Emine Aktaş
Ziraat Mühendisi
Tarım Danışmanı

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.