ELEMAN ARANIYOR!

 

Ziraat mühendislerine giydirilen deli gömleğinden bahsetmiştik. İçinden çıkılmaya çalıştıkça daha karmaşık bir durum oluşmaktadır. Ümitsiz değilim, biliyorum ki, doğrunun timsali, Yusuf gibi kuyuya atılsa bile, zamanı gelince melik olarak görevini icra edecektir.

 

Bu konu hakkında, kimi arkadaşımız ziraatı, ziraatçıların haricinde herkesin rant olarak kullanmasından ve konunun uzmanlarının karın tokluğuna, satış elemanı gibi çalışmasından rahatsız olurken, bir kısım arkadaşlarımız da bu konunun kaçınılmaz sonuç olduğunu söylemişlerdir. Bu konunun dersini gören kardeşlerimizin, önemli ziraat paylaşım sitelerinden bile habersiz olduğunu, firmaların kalifiye eleman için bekleme lüksünün olmadığını savunmaktadırlar. Doğrudur, kimi genç kardeşlerimizin ne için ziraat eğitimi yaptığından bile kayıtsız olmalarına karşılık, kimi genç kardeşlerimiz de, değil diğer siteleri takip etmek, kendileri bizzat site kurup ziraatla ilgili önemli meseleleri cesurca masaya yatırmaktadırlar. Bu konuda vereceğim en güzel örneklerden bir tanesi, https://www.bahcebitkileri.org/ kurucuları genç arkadaşlarımız, Bekir Sıddık Koç ve Hakan Yazar kardeşlerimizi tebrik ediyorum.

 

Tabii ki, yılların alışılmış köhne yapısını bir anda değiştirmek mümkün değil. Bu konuda, çözümün bir parçasına mı yoksa sorunun kaynağına mı hizmet ettiğimiz önemli.  Yeni mezun olan bir doktorumuz, yılların kırık-çıkıklığını yapan bir vatandaştan daha tecrübesiz olsa da, eğitime ve mesleğine güvenmemiz gereken kişi genç doktorumuz olmalıdır. Bu böyledir, aksi takdirde bu işi korsan yapan kardeşimiz, yaptığı hatanın bedelini ağır öder. Bunun için, tıp konusunda pratisyenliğinden uzmanlığına, sağlık konusunda bu konu ancak ve ancak sağlıkçıları ilgilendirir. Bu konuda yatırım yapan sağlık firmaları bu kişilerle çalışmalıdır. Başka tecrübeli fakat diplomasız şahıs veya şahıslarla çalışma lüksü yoktur.

 

Bir ilkokul mezunu, tüm formalitelerini hazırlayıp gübre satışı yapabiliyorsa, ben bunu tüm Ziraat Mühendisi-Toprak bölümü uzmanlarına hakaret olarak algılarım. Nasıl ki, tıp doktorumuzun verdiği ilaçlar insan sağlını etkiliyorsa, toprağa katılan her yabancı madde de dolaylı olarak insan sağlığını, suyu, çevreyi tabiatıyla bizi ve geleceğimizi etkilemektedir. Yıllarca sorumsuzca toprağa verilen kimyasallar, şu anda topraklarımıza büyük hasarlar verdi. Sağlıksız toprak, sağlıksız bitki sonucunu doğururken, bitkilerde de daha fazla kimyasal mücadele geliştirildi. Bu zehir ve hormon yüklemesi gayet tabi bizlere sağlıksız beslenme olarak geriye dönmektedir. Çözüm olarak sunulan GDO da sadece oyunun bir parçasıdır.

 

Kimyasallara alternatif olarak üretilen organik gübre ve ilaçlar, uzmanı olmadan hedef kitleye ulaştırılırsa ne kadar doğal ve ne kadar faydalı olabilir ki!. Bu konuda eğer, fakültelerde yetersizlik görülüyorsa, oralara çeki düzen verilmelidir.  Araştırma enstitülerinde yetersizlik varsa, oralar düzeltilmelidir. Yoksa, göstermelik bir ziraat mühendisi ve onun işini yapan alakasız kişiler, piyasada söz sahibi oluyorsa, bizler bu sorumluluğun altından kalkamayız. Hiçbir zaman alternatifimiz, işin ehli olmayan güya tecrübeli kişiler olmamalıdır. O zaman, mezun ziraat elemanları  KPSS  sınavlarını takip edip kamuya yerleşecek veya isim yapmış bir firmada satış elemanı gibi istenilen pozisyonlarda ve ağır şartlarda hizmet edecek!..

 

Son zamanlarda geliştirilen tarım danışmanlıkları da güzel bir adım.  Ancak; ne yazık ki, bu şekilde, suiistimal edilmeye açık bir sisteme dönüştürülebilir. Ziraat konusunda köklü ve realist adımların atılmasını istiyoruz. Siyasilerimizin bu konuda anlamlı projelerinin olmasını talep ediyoruz. Her zaman, siyasetin dışında analiz edilen ziraat, şimdiye kadar çiftçinin fakirliği perspektifinden ele alınmış, mazot ve gübre destekleri ile problemin üstü kapatılmaya çalışılmıştır.  Son zamanlarda çiftçiye yapılan üretim teşvik ve destekleri de, piyasa açıkgözleri tarafından amacının dışında haksız bir fırsata çevrilmiştir.

 

Tarımla iştigal eden kişileri araştırdığımız zaman, bu işle uğraşanların büyük bir kısmının asıl başka biri işi olduğunu veya hobi olarak bu işlerle uğraştıklarını görmekteyiz.  Kişilerin sahip oldukları arazi parçalarını istedikleri şekilde ekip- dikme serbestliği denetimsizliğin de temelini oluşturmaktadır. Böylesi kişilere kimyasal kirlenmeden, bilinçsiz ilaç ve hormon kullanımının toprağa ve dolayısı ile insanlığa etkilerini anlattığınız zaman alacağınız cevaplardan bir tanesini söyleyeyim. “ Evladım, benim şu kadar çocuğum var ve benim de belli bir ücretle çalıştığım asıl başka bir işim var. Toprak isterse 10 sene sonra ölsün. O zamana kadar, çocuklarım okumuş, eline mesleğini almış olur. Onların da toprakla uğraşacağını sanmıyorum. Toprağımda bulunan ağaçlarımın ürünlerini, kalibresi yüksek ve kurtsuz olarak yüksek bir fiyata sattıktan sonra, ileride toprağın ölmesi beni çok ilgilendirmiyor. Ürünlerimin sağlıksız olması da beni ilgilendirmiyor. Çünkü; Ürünlerimi ihraç ürünü olarak satıyorum ve ben zaten o ürünlerden yemiyorum.”

 

Burada başımızı iki elimizin ortasına koyup iyice düşünelim. Ülkemizde, kendi arsasına keyfiyetle bina inşa edemeyen kişiler, keyfiyetle topraklarını katledebiliyor. Bu durumda, isteyen istediği gibi davranır, ziraatçılarla çalışma veya onların uzmanlaşma zamanını bekleme lüksü olmaz. Bizler, yasak veya kanunların koyduğu yaptırımlar olmadığı müddetçe, ellerimizle dünyayı başımıza yıkabiliriz.  İnşaat konusunda usulüne uygun bina yapılmasını depremler tetikliyor. Tıp konusunda yapılan hatalarda, insanlarda görülen yaşam kalitesi veya ölümleri de tıp konusundaki yaptırımları tetikliyor. Bu durumda, toprak ne yapsın!.. Yıllar sonra aç ve susuz kalabilirsiniz diye sessiz çığlıklar atıyor fakat kimse duymak istemiyor. İnsanoğlunun peşin ücrete tabii olma zaafı burada da bizleri uçurumun kenarına getiriyor.

 

 

Diyeceğim, ziraat konusunda gerçek manada ziraatçıların söz sahibi olması gerekmektedir. Bizim adımıza, bizleri çalıştırarak bu konuda söz sahibi olunması tarımın her geçen gün suiistimale açık olması demektir. Seçimlerin yaklaştığı bu günlerde, bizim sorunlarımızın ele alınmasını talep ediyoruz. Mecliste bizi temsil edin vekillerimizin,  AB uyum çerçevesinde bizim ülkemizin gelmesi gereken noktada proje üretmesini ve hayata geçirmesini istiyoruz. Ülkemizde, sağlıklı gıdaya ulaşmak için, formalite icabı kiralanan diplomalar bu ülkeye yakışmıyor. Toprağı, bitkiyi sorumsuzca israf etmemiz bu ülkeye yakışmıyor. Bu konuda hemfikir olan tüm arkadaşlarımızın, konuyu kendi penceresinden anlatıp, dile getirmesini arzu ediyorum.

 

Ziraatın, ziraatçılar haricindeki zihniyetlerle katledilmesini önleyecek elemanlar aranıyor!..

 

 

Emine Aktaş
Ziraat Mühendisi
Tarım Danışmanı

 

 

You may also like...

2 Responses

  1. enes dedi ki:

    gerçektek tohum satışı fide satışı ve zirai alet ve ekipman satışını ziraat müh. dışında satılması yasak olmasına karşın herkes satıyor.

  2. emine dedi ki:

    Parayı veren, ziraat mühendisliğinin her türlü telif hakkını alır. Üstüre üstlük, ziraatçıları da promosyon olarak işçi olarak çalıştırabilir:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.